Pages

4 Eylül 2016 Pazar

sen en güzel tutkuydun şimdi de en güzel vedasın

   Ben bu bloga veda etmiştim biliyorum ama hikayesini hep burada anlattığım adamla sonumuzu anlatmadan gitmek istemedim.Okuyun bunu çünkü sanırım ilk defa anlatmaya ihtiyacım var.
   Hayatımda ki en güzel günlerden birini   ( yani cool beyle doğru dürüst ilk buluşmayı )  yazmamın üzerinden 3 yıl geçmiş ve ben yine aynı kişiyi yazıyorum ama bu sefer güldürmeyecek.

     3 yıl sonra bu defa onu beklerken yalnız değildim.Yanımda O'nun kuzeni ve arkadaşı da vardı.İyi ki de varlardı! O ( cool bey ) yanımıza daha sonra geldi.Ben o arada takmıyomuş gibi görünmeye çalışsam da , gelecek mi, gelmeyecek mi,daha dün adamı sinir ettim yavşak dedim gevşek dedim şimdi o da beni buraya getirip beni burada böyle bırakıverıyomuş diye de 3 buçuk atıyorum.
      Kapı çaldı...Bir gözü kapı da bir gözü telefonda olan ben yerimden kalkıp kapıyı açamadım.Hatta içeri girerken bakamadım bile.Gerçi içeri girdiğinde bir dünya laf yedim bu konu da ama olsun.Neymiş efendim kapıda karşılayacakmışımm.
Allahımm sonunda gördüm ama tavrı böyle sanki onca zaman araya girmemiş kadar yakındı.Sonra sarıldı; aynıydı biliyor musunuz...O aynıydı, o hissetmekten korktuğum ona karşı olan duyguya kadar aynıydı.Tabi aynı olan şeyler sadece bunlar değildi.Adam hala yürüyen ego.İçeri girip adımını attığı andan itibaren hadi kalk bana su getir, yok bardak getir,yok limon getir bitmedi cidden bitmedi...Bakın böyle diyorum ama eşşek gibi de getirdim ne istiyorsa.Dedim kızım dur kapılma,şöyle ona kanepede ki en uzak noktaya iliştim oturdum.Uzandı bana,saçlarımla oynadı bozuk bozuk etti saçlarımı.Dedim noluyoruz ben seninkini bozuyo muyum ? '' sıkıysa boz '' demesin mi.Demesiyle beraber şak diye daldırıverdim elimi saçlarına.Saç öyle değil böyle bozuluru uygulamalı gösterdim.Sinirden kıpkırmızı oldu.beni kaldırıp pencereden atacak sanırım zaten ebatlarım da küçük taşınması kolayım diye düşünürken o da beni aşağı atıp etrafta tanık bırakmaktansa kolumu,parmağımı falan kırmanın daha uygun olacağını düşündü sanırım.Kolumu öyle bir çevirdi ki kırma yine kullanırım falan dedim baktım hala bırakmıyor,sen misin söz dinlemeyen,adamı bir ısırdım var ya ...Hiç de beklemiyordu.32 dişimin izini bıraktım kolunda ( bak canım o kolla öyle uğraşılmaz böyle uğraşılır mesajını da uygulamalı olarak vermiş oldum ) sonra bir de farketmeden tırnaklamışım adamı.Bayağıı bir iz bıraktım,çok direndim teslim olmadım hemen öyle.
Bütün akşam ve gece çok güzel geçti,hepsinin muhabbet çok iyiydi ama zaman neler yaparak geçti orası bana kalsın inanın anlatılamaz.Tabi bu arada Cool beyden götüm götüm kaçan ben gitti yerine adamın götünün dibinden ayrılmayan ben geldi.O nereye uzansa ben de dibindeydim ama o da öyle istiyordu zaten.eli kolu hep üstümdeydi ve ben tam olarak hep o anda kalmalıydım.Kalmadım tabi her güzel an gibi geçti gitti.Saatler sonra sabaha karşı yalnız kaldık.Ohh dedim bu geceyi kusmadan,yeni bir rezilliğe imza atmadan bitirdim.
-Bu gece kusmadım sana malzeme çıkmadı dedim.
-evet kussaydın bir 3 sene daha başına kakardım dedi
-3 sene sonra hala konuşuyor olursak tabi 
- ben 3 seneye evlenmiş olurum herhalde dedi ( bu ihtimali ona o kadar uzak buluyordum ki bunu söylediğinde kaale bile almamıştım makara yapıyor sanmıştım.salak ben,saf ben,aptal ben... )
-hadi ya var mı bakalım aklında biri
-var.Ya onunla olur ya da kimseyle olmaz herhalde evlenmem.Çocukluktan beri sürüp gidiyor işte onunla.Hani hep beraber değiliz araya başka şeyler giriyor falan ama sonuçta çocukluktan beri işte
-aklında biri olduğunu bilmiyordum
-hiç sormadın
-yoktur sandım ne bileyim.
-herkesin vardır.senin yok mu ?
( dünyanın en can alıcı sorusuydu bu ve bana sordu.Cevap gözlerinin önündeydi ama yine de sordu.Boğazımda yutkunamayacağım bir yumru vardı ama yine de sordu , ağlamamak için kendimle cebelleşiyodum ama yine de o bunu sordu...yenilmedim bende.verdim cevabını
- hııı var ne olsun işte.Böyle SPK var   İMKB var.Benim aklımda bunlar var hep, çalışmak istediğim yerler.
O an verilebilecek en aptalca cevabı verdim biliyorum ama zaten cevabını bildiği bir soruydu o yüzden ne dediğimin pek de bir önemi yoktu.
(Doğru cevabı ona veremedim ama size veririm... )
Aklımda biri var mı ? yok , hiç yok o kadar yok ki senin tüm egona rağmen,şu son zamanlarda beni çıldırtmana rağmen hiç tanımadığım birinin evine senden bile önce geldim seni görmek için.
Yok hem de yok oğlu yok.Bak o kadar yok ki sana bu cevapları verirken nefsimle savaşıyorum.Dibimdesin kafam düzgün düşünemeyecek kadar çok karışıyor.Boşvermek istiyorum önce, anı yaşa diyorum geçiyor sonra bir kere dokunur 1000 kere hatırlarsın kendine işkence etme diyorum.Aklında başkası olanın yanındakinin önemi yok diyorum.Başkası var böyle bildiğin var yani artık biliyorum.İçim acıyor,çocuk gibi ağlamamak istiyorum burada,kusma rezaletinden kutulmuşken salya sümük ağlama rezilliğini eklemeyeyim listeme diyorum,dik durmak istiyorum, sana bakıyorum, halime bakıyorum.Aptal gibi neler düşündüğüme bakıyorum.Sen ne sordun artık hatırlamıyorum zaten, Ben ''AKLIMDAKİNE '' bakıyorum.Daha fazla da tutamıyorum zaten ; salaklığıma, aptallığıma,saflığıma,orada oluşuma,aklımdakinin karşımda bambaşka bir gerçekle oturmasına, artık hepsine birden ağlıyorum.Yanlış anlama olayın seninle ilgisi yok diyorum ya ben hep aklımdakine ağlıyorum senin söylediklerinle ilgisi yok.Seninle ilgisi yok.Hatta sen bana karşı hala öyle içten öyle ilgilisin ki, yüzünde de bir keşke söylemeseydim hali var.hİç biri yetmiyormuş gibi bu kadar iyi olmana ve artık bir daha göremeyecek olmama, kaybedişime ağlıyorum, üstüne artık ben hariç herkese böyle olabileceğin bir tek benim kaybedişim geliyor katlanıyor ağlamam.Ben susturmaya çalıştıkça, daha da çok hıçkırıyorum.Kendime sinir oluyorum ve daha fazla artık neye ağladığımı bende bilmiyorum, elim değmişken adın geçen,aklıma gelen iyi kötü ne varsa hepsine ağlıyorum işte mal mal.
     Dünyayı başıma yıkıp beni altında bıraksaydınız bu şok etkisini bende anca yaratabilirdiniz.O an anladım ona hiç bunu sormadığımı.Sorsaydım cevap verirdi.Ama sormadım.Çünkü o kimseye ait olmaz gibi geliyordu bana,kimseye kapılmazmış gibi,o egosunu kimseyle paylaşmazmış gibi,kibirlerin efendisi olmayı bir kenara bırakıp kimseyle anlaşmaya çalışmazmış gibi geliyordu.
      BİLİYOR MUSUNUZ ?   
Ben 3 sene boyunca ne zaman başım sıkışsa,ne zaman bir konu da canım yansa,ne zaman hayatım boka sarsa ya onu aradım ya da ona yazdım.Tabi danışmak veya dert anlatmak anlamında değil.Hep makara yaptık,yalak muhabbet döndürdük ama önemli olan da bu değildi.O benim her şeyin çok güzel olduğu açık kapımdı.Tamam zamanında ''zamanı geldiği zaman olacak'' dediği zaman hiç gelmedi ama nasıl olsa bir gün gelecekti di mi?Ne olursa olsun ben soluğu bir gün o kapının önünde alacaktım yine.Bu sefer de inadımdan ölecek ve içeri girdikten sonra asla çıkmayacaktım.( tabi bunlardan benim dışımda kimsenin haberi yok.)Ne zaman canım yansa onu aradım birden durup durup nabersin dedim aylar sonra..Bu benim kendime boşversene ileride işler düzelecek bak kapı sana hala açık deme şeklimdi.
Hiç bir şeyi yarıda bırakmaktan hazetmedim bugüne kadar.3 yıl sonra tutturdum bu sefer sonuna kadar gideceğim diye.Gittim.Geldim ben o kapının önüne kadar,içeri girecek ne yaparsa yapsın asla çıkmayacaktım.İnat edecektim,kavga edecektim yeri gelecek huyuna gidecektim,haklıyken haksız durumuna düşürdüğünde bile bazen ses etmeyecektim tamam sensin diyecektim.Yeri gelecek kıyameti koparacaktım sen beni ezemezsin diye.Ama ölümüne inat edecektim, ne olursa olsun bir daha o kapının dışına çıkmayacaktım.
     Yıllar sonra ben o kapının önüne geldim.Sonuna kadar açıktı ve beklediğim gibiydi.Ben o kapının eşiğinde durmuşken ne oldu biliyor musunuz ? O kapı yüzüme sertçe kapandı ama şimdi acıyan yerim yüzüm değil.
     O uyudu, hava aydınlandı ve artık gitme vakti, gitmem gerekmiyordu ama kalmamında bir anlamı yoktu artık.İçim acıyor ama durduğum yeri de seviyorum yani öyle gideyim deyince içinin elveripte gidebilecek halde değilim.Ona ne zamandır böyle yakın değildim.Sessizce çıktım odadan, dış kapıyı açtım,  geri dönüp baktığımda odanın kapısı açıktı ve ben hala görebiliyordum.Durmak istedim ama bir anlamı yoktu.Yürü kızım dedim kendime Bir son istedin istediğini de aldın gidiyorsun işte bak yarım kalmadı...Geri dönüp uyandırmak istiyorum ; 

'' bu naptığını bilemez hallerin , masumluğun , ısrarcılığın , inadın hoşuma gidiyo ''dediğini hatırlıyorum seneler önce. Sana da hatırlatmak istiyorum bu söylediğini ; geldim işte neden bunları yapmama izin vermedin ki, neden bırakmadın ki kendi şansımı kendim yaratayım demek istiyorum.Ama demiyorum o saftirik masumluğumu da, işe yaramayan inadımı da , ne yaptığımı Bilemez hallerimi de alıp gidiyorum.Israrcılığı sana bırakıyorum , bakarsın bir gün çok özler ararım.o zaman hatırlarsın da ses etmezsin...

6 Ağustos 2016 Cumartesi

DİKKAT DİKKAT: bu bir veda yazısıdır

   Hayatımda en başarısız olduğum konulardan biri bitirmek...
   Her şey kötüye gitse de,dibi de görse,tamamen karar vermiş bile olsam,en doğrusu bu bile olsa  ben emek verdiğim şeyleri bitiremiyorum.Takıntılı mıyım neyim ?Bu sefer öyle olmayacak.

     Gidiyorum ben dostlar.Bu blogu kapatıp başka bir isimle 0 dan başlayacağım.Oysa aklımda yazmayı planladığım onlarca yazı vardı.4 senedir yazıyorum burada, fikirlerini merak ettiğim , acaba bu okuduğunda ne yorum yazacak dediğim insanlar tanıdım.Hayatımın iyice boka battığı, herkesi,her şeyi silmenin yeni bir evresindeyim.Bir yerden sonra değişmek ve çevredekileri ayıklamak gerekiyormuş.Bunu biliyordum ama uygulamaya geçmek zor olacak.Kendimle de sorunlarım var.Hiç hoşlanmadığım huylarımı,törpülemem gereken yönlerimi gördüm ve inanın başaracağım.Özel hayatımda saplanıp kaldığım çıkmazları,nasıl her seferinde aynı hataları yapabildiğimi gördüm,henüz nasıl bunları değiştireceğimi bulamadım ama yapacağımdan eminim.

     Peki burayı neden kapatıyorum ?
Ben yazdıklarımı saklayan,gizleyen veya deşifre olmaktan korkan biri olmadım hiç bir zaman.Çevremdekiler yıllarca günlüklerimi okuyormuşcasına okudular burayı.Kendilerine koz çıkarmaya çalıştılar yine de ihanet etmedim yazdıklarıma.Hiç düşündüğümden farklı bir şey veya yaşadığımdan ayrı bir şey yazmadım.Bile bile yanlış yaptığım oldu,yanlışımı örtbas etme çabam hiç olmadı mesela...
Artık istemiyorum.Tanıdığım insanların bu kadar aleni bir şekilde hayatımı öğrenmesini istemiyorum.Onlarca deneme yanılma yaparken yıllar sonra sadece yanıldıklarımı hatırlasınlar istemiyorum.Bu adresden gitmek istemiyorum ama onları buradan göndermenin bir yolu yok tıpkı beyinlerini açıp içine birazcık akıl fikir,bir tutam anlayış,bir kaç gramda yorumlama kabiliyeti koyamayacağım gibi...Ben de yapabileceğim tek şeyi yapıyorum ve bu adresden ayrılıyorum.Bu yazı bir süre burada kalacak; yokluğumun sebebini,gidişimin nedenini veya nerede olduğumu merak edenlerin görmesi için.Daha sonra dönüp blogu kapatacağım zaten.

    Son olarak şunu da söylemek istiyorum.aranızdan bazılarına ulaşıp yeni adresimi vereceğim.Aslında hepinize ulaşmak isterdim ama sanırım o kadarını yapamam.Yine de aranızda çoko adresini bana da bırak diyenler olursa mutlaka onlara da döneceğim.2012 den bu yana bana çok şey kattınız.Bu arada yazıyı '' şey'' lere boğup katlettim gider ayak ama ne yapayım ya bu seferlik böyle olsun.

NOT : Ben tema yapmayı bilmiyorum arkadaşlar.İlk geldiğim zamanlarda daha 3. yazımı falan yayınlamıştım buradan biri bana yorum yazmıştı biraz düzenlesene profilini her şey harman çorman diye.Beceremeyeceğimi söyledim ve temamı da bana seçtirip o hazırladı düzenlememi de o yaptı.4 yıl önce bana bu konu da yardım eden sonradan ismini değiştiren ve daha sonrasında tamamen ismini değiştiren ''CHERRY WİNE '' a  belki de hiç göremeyecek olsa bile çok teşekkür ederim...

30 Haziran 2016 Perşembe

dedikodu bile yok boşuna gelme

    Çok ara verince tekrar yazasım gelmiyor diye yazıyorum şuan.Anlayacağınız yalak muhabbet yapacağım isterseniz okumayı burada bırakıp vakit kazanabilirsiniz.

      Geçen eski ( baya eski ) iş yerinden kızlarla buluşup iftar yaptık.İçlerinden birini sevgilisi darlıyo 6 yıldır birlikteyiz ailene söyle artık da aileleri tanıştıralım diye.Bakın bence bu kısım çok komik : benim değil 6 yıl 6 aylık sevgilim olsa ben karşı ki dağlara sevgilim var ama çok da şeyetmeyin takılıyoz işte yaa diye yazar herkesi bilgilendiririm.Sonuçta ne şekilde olursa olsun hayatımda birileri olduğunu herkes bilir.Yahu sen nasıl bir kızsın da 6 yıl içinde tuttun.En yakın arkadaşları biziz bunun sevgili olduğu adamı da tanıyoruz bize bile 2 yılı bittikden sonra söylemişti.Bir de en başından beri ciddi olmalarına rağmen! Ben öyle bir durumda olsam , yani biriyle ciddi olduğuma inansam eğer 2 yıla kadar direndiysem bile 2. yılda artık cami minaresinden insanlara seslenir herkese duyururmuşum gibi geliyor.Bir diğer arkadaşta herşeyi can kulağıyla dinliyor o da '' münasip '' birini bulduğunda hemen evlenme derdinde.Bakın ben bu da çok garip.Bizim bu kızla tüm fikirlerimiz aynıydı, nerede aklımız karıştı bilmiyorum.

( evet iftarımı böyle yaptım , benim minnak bedenim bu kadarla doyabiliyor )

 ( hunharca silip süpürdük dememe gerek yok sanırım , delilleri buraya bırakıyorum )

-ben çok aşık olcam uzun uzun sevgili kalcam sonra evlencem
-ben aşık olcam hemen evlencem
-ben sevicem uzun uzun sevgili kalcam sonra evlencem
-aşk meşk önemli değil saygı önemli aklın uyması önemli 
-zamanın bir önemi yok uzun uzun zamanda bile insan birini tanıyamıyor ki  bla bla bla...

evrelerini geçtikden sonra artık son duraktan önceki durak olan '' kader kısmet '' en sonda da artık ayrıldığımız noktaya geldik.O normal bir yaşam süreceği,düzgün bir işi,ailesi olan herhangi birini kendine uygun görmeye başlayıp '' düzgün biri olsun hemen evlencem '' kısmına geçti.Peki bu arada ben ne yaptım ? ' evlenmiciğiiiimmm ben kariyer yapciğimmmm , dünyayı dolaşiciğimmmmm ... '   Gün geçtikce yandaşlarım da azalıyor zaten.Ben mezun olana kadar beni tribe sokmayın gözünüzü seveyim.Whatsapp profillerinize bebelerinizin fotosunu,düğün fotonuzu falan koyuyorsunuz tamam ben ne yapayım ; okulun amblemini mi koyayım, siz gruplarda ailevi sorunlarınızı anlatırken ben ders notlarımı mı paylaşayım , siz gelecekle ilgili en fazla 2. çocuğu planlarken ben de dünya haritası ve parmak emojisi atıp kapatcam gözümü parmaklicam dünyayı, neresi gelirse orayı görmeye gitcem mi diyeyim ?

Bu yazıya başlarken aklımda hiç bunları yazmak yoktu ama dolmuş muyum ne yapmışım ben ? Bu arada Temmuz'un 26 sında burda ki kankamı da alıp öğrenci evime gidicem.Taşıncam da yanımda amele götürüyorum.Aynı tarihte ev arkadaşımı da çağırdım.Garibanları yaa gidelim tatilde yaparız hem diyerek kandırdım.Allahım ölsem yatcam yerim yok biliyorum.

             
( öğrenci evime götüreceğim en yakın arkadaşımın ( Kübik ya da bacımm diyorum genel de ona ) lafıdır bu, her akşam böyleyiz ama normalde daha dolu oluyor tabi )


Bayram için de Düzce'ye gitmeye karar verdik.Gidelim de kuzenlerimi göreyim.Bebelerini mıncırayım.Ya şuan yazmak istediğim çok şey var ama yazı çok uzasın istemiyorum o nedenle benden bu seferlik bu kadar.

NOT : Bu ara Fİ-Çİ-Pİ serisini okuyordum ama bünyem Çi den sonrasını kaldıramıyor sanırım.Fi çok güzeldi Çİ de ise inanın abartmıyorum sadece seviştiler,sadece sevişmeyi düşündüler,sadece istediler,arzuladılar bıdı bıdı bir sürü şey o kadar sıkıldım ki elim şuan Pİ'ye gitmiyor.Bakın kitap kötü demiyorum.Okuması çok basit , eline alınca sayfalarca gidiyor ama çok yapay.Direnip Pİ yi de okuyacağım.Araya başka bir kitap aldım şuan.

Filmlerde ise '' Colonia '' yı mutlaka izleyin.Ben orda ki hatun kadar cesur değilim.Kesinlikle değilim.

'' Her şeyin teorisi '' ni de izledim.O da çok güzeldi.Bana ilişkiler hakkında gerçekten çok sağlam fikir verdi.Kendimizi zorladığımız yerde ipler kopuyor bunu biliyordum ama görmek çok başka oldu.

''korku seansı 2 ''  yi de izledim.Korkunç değildi ama kaliteli bir film.Ben sırf o çiftin olaylara yaklaşımını görmek için izliyorum zaten.Tavsiye eder miyim ? ederim.Zaten genel olarak imbd puanı da yüksek bir film.

'mama' ( anne ) filmi ise korku filmi olarak geçse de inanın izlemenize gerek yok.

Bir ara size siyahlı kadın filmini yorumlayacağım.Ben o filmi izlerken kahkahalarla gülmüştüm.Güya korku filmi.neyse bir daha ki yazı da unutmazsam anlatcam.

    
( sıra bekleyen taraf genelde ben olmadığım için çok da sorun olmuyor tabi.Ben işgalci kişiliğimle genelde gidip masa tutan tarafım ) 

( bu gittiğimiz yerde de resmen sudan tasarruf etmişlerdi.Yudumluk su yapmışlar.Her neyse bu yazıyı da yine! kahveyle noktalıyorum. )



16 Haziran 2016 Perşembe

yine bir gün boş beleş düşünüyoruz

  Gelin birlikte düşünelim ...

   Benim aklımın bana yetmediği kısımlardayız da şuan.Az önce düşünüyordum büyüyünce akademisyen mi olsam! A sınıfı kariyer memurluklardan birine mi girsem diye ( gördüğünüz gibi bütün meslekler kollarını açmış Çoko gelse diye bekliyorlar,oysa üniversite hayatına bile yıllarca yıllar yıllar süren iş hayatından sonra ancak atıldım... neyse bu kısmı karıştırmıyorum ve hiç hedefimden şaşmayıp bu ikisinden birine dahil olacağımı varsayıyorum. umutlarımla oynayıp beni bozanı valla parçalarım ona göre yorum yapın benden söylemesi )
Tabi ben kafamda hangisini seçsem sorusuna bile önümde çay çekirdek balkon keyfi yaparken diğer yandan tüm vizyonsuzluğumla internetten kısmetse olurun geçmiş bölümlerine göz gezdirirken   cevap veriyorum öyle de bir keyif pezevenkliği.Yapacak bir şey yok beni böyle yapmışlar.

     Şimdi Ramazan ayındayız ya hani ben oruçluyum ama Kübik ( kankaların gülüsü balısı herbişesi ) değil ( bu kısmı hızlı geçiyorum çünkü din ve vicdan hürriyetini yazılardan,seslenmelerden her şeyden  ayrı tutmak lazım ) o yüzden gündüz afedersiniz ama malak gibi yatmak dışında pek bir ekşınım yok.Film izliyorum yabancı dizi takip ediyorum derken ( aslında aman aman dizi izleyecek kadar sabrım da yok ben bazen gelecek bölümü düşünmekten izlediğim bölümü takip edemiyorum bazen de ben olsam napardım acaba lan demekten bazen ise amaaaan bu kadar da olmaz dizi işte bu çok belli böyle gerçek hayat olur muymuşmuşmuş diye krize girmekten ) - annem bu nedenle benimle yerli yabancı hiç bir diziyi izlemez :(  Her neyse o nedenle filmler izlemek bana daha mantıklı geliyor.Tabi 1. liği gene kitaba veriyorum ama onda da durum şu : aşk romanı sevmiyorum çok sığ geliyor ama okuması kolay düşünmen gerekmiyor bir de insanın canı araada bir mutlu son çekmiyor değil , bilim kurgu sevmiyorum çünkü bana göre değil , insanlığın zibilyon yıl sonra ki geleceği temalı hiç bir olaya gelemiyorum benden sonra tufan canım ya , şurada kendi kıçımı kurtacak kadar zor düşünürken insanlığın o anki sorunlarına hiç yoğunlaşamayacağım ... biyografilere, otobiyografilere bayılıyorum , polisiye korku türünü okumak çok hoşuma gidiyor ama bir süre sonra acaba ot gibi okuyo muyum bilgi neyimde vermiyor bu bana dediğim oluyor.Diğer yandan mecburen ekonomi kitapları okuyorum ama bu kendi alanım olduğundan tabi.Haa bir de siyaset ve yakın tarih kitaplarını seviyorum.

Koy önüme yahudi sorunu, koy önüme ermeni sorunu , gel karşıma nazi deneyleriyle ohoooo sabaha kadar tartışırız canımlar.Bu konuya da nereden geldik hah dur ben dün yeni bir kitap listesi yaptım içine de her türden kitap koydumda onu söyleyecektim.Okumak ufku açmanın en kolay yolu , okumak kafa dağıtmanın en kolay yolu.

Bakmayın böyle dedim ama bu aralar normalden daha çok okuyorsam sebebi en ufak bir boş zamanımda elin sığırını arayıp ( evet evet ilişemeyen ilişkimizin bireyinden bahsediyorum ) affetmeyeyım diye , bir an coşup özledim falan demeyeyim diye.

   NOT : Gündüz gezmiyoruz dedik diye ot hayatı da yaşamıyoruz efendim, iftardan sonralarımız sağolsun bakınız : 

 

 ( türk kahvesi delisi olduğumu içmezsem krizlere girdiğimi, kahveyi iyi yapan insanları ve mekanları asla bırakmadığımı gidip onlara musallat olduğumu söylemiş miydim ? )
         
(pastayla falan aram yok ama filtre kahveyee amaaan kahvenin her türlüsüne tavım ben arkadaşları )


( senin ahududulu mu böğürtlenli mi tam okumadığım bir modelin hariç hiç sevmiyorum magnumcum.Habire yememin tek sebebi arkadaşlarım sizin şubeyi seviyorlar canım napalım benim ki de mecburiyet.tabi deneyeceğim süsleteceğim seni diye görünümünü deli kızın çeyizine benzetmeseydim keşke, gerçi uzaktan bakınca ümraniye çöplüğüne de benzemiyor değilsin hani ... neyse ne yedim gitti )

6 Haziran 2016 Pazartesi

eğlencesine yazdım bunu sırf söylenmek için

   Yazmayı unutmadım ama yazmadım da...
    Yalan yok vaktim de vardı ama sanırım yazacak dişe dokunur olaylar yoktu.Hala da yok ama en azından seneyi bitirip okuldan eve döndüm bu da bir şey sayılır di mi ? Finaller öyle böyle geçti ( evet ortalamamı 3'ün üstüne taşıdım.) Okuldan sonra 10 gün gibi bir tatil yapıp daha Haziran gelmeden bronzlaşmayı başarıp İstanbul'a döndüm.
    

  (bu kızla finallere falan çalışmak mümkün değil ... sensin nah diyorum altta kalmıyorum ben de başka bir güzide el hareketimizle karşılık veriyorum )

   Açıkcası orada tam mevsimi gelmişken , onca cefasını çekip sefasını süremeden bu şehre dönmek koydu azcık.Olsun hem Ramazan geliyordu diye teselli ettik kendimi ne yapalım.( evet dostlar 17 saat oruç tutuyoruz artık peki buna hazır mıyız ? ) 
                       
(oradaki ojesiz ayak bana ait kusura bakmayın vakit bulamamıştım bir de sanki amele yanığı olmuşum gibi çıkmışım ama valla öyle değil ))

Bu yaz İngilizce meselesini baya bir halletmem gerek.Bakın bu sene erasmus sınavlarına girmek istiyorum.İngilizce şart.Tabi bunu nasıl başaracağım konusunda hiç fikrim yok, Çoko bak bunu böyle yapacaksın diye yol gösterecek olan beri gelsin.
                           

( canım Azmak,buz gibi Azmak... Bu arada bakmayın 26 derece yazdığına o mayısdaydı ve havalar kötüydü.Şimdi 40'a yaklaşmıştır :(  )

   Bu arada sonunda ev arkadaşıma seneye beraber olamayacağımızı , bu ilişkinin! burada bitmesi gerektiğini söyledim.Yok be yapamadım aramızda bir sorun yaşamıştık fırsat bu fırsat bunu bahane et yapıştır seneye ayrılalımı yürü buradan dedim öyle de yaptım.Bu taktik tuttu efendim yapın yaptırın.Tabi ev değiştirmek düzen değiştirmek kolay değil.Seneye kimle yaşayacağımı da buldum ama nerede yaşayacağım hala muallak.Köşe başında ki parkta bile kalabilirim böyle giderse.Dalga geçtiğime bakmayın bu konuya kafam takık aslında.Okul açılmadan halletmemiz gerek.Yani aklınızda olsun '' başıma dam arıyorum '' 
     

  ( ben bu yemekle mutlu olmamıştım.Hep Ösk yüzünden.Benim aklım kalamar tavada kalmıştı.Mezgit'e bile razı olabilirdim ama velakin buna kaldık. NOT : '' ösk '' müstakbel ev arkadaşım. )

 size anlatacağım başka konularda vardı ama bugün böyle  boş muhabbet yapmaya geldim.Ciddili konular sonra canlarım.Gider ayak size gelmeden önce ki gezmelerimden 1-2 foto koyayım da niye orada değiliz de buradayız diye hüzünlenin.Tek başıma bir kahrolan ben olmayayım.
                   



5 Mayıs 2016 Perşembe

bir küçük sarı bez meselesi

      Ruhu Pelinsu biriyle yaşamak zor zanaat.
İnsan sabrı ne kadar sınanabilirse o kadar sınandı benim bu yıl.Bakın ciddi ciddi söylüyorum lütfen ebeveynler çocuklarınızı prenses olacak şekilde değil birey olacak şekilde yetiştirin çünkü saltanat kalkalı çok oldu.

     

       Şu sıralar yeni krizimizin adı sarı bez.Her gün bakkal,market dolaşan Pelinsu'yumuz inatla bana mesaj atıyor,evden çıkarken beni tembihliyor sarı bez al,unutma al,ordan geç al.Ben kolay kolay alacaklarımı unutmam, hatta o söylemese son bezimiz eskimeden ben yenisini zaten alırım.O söyledi ya hani, bir türlü kendi de almıyor ya hani.Asla ama asla almayacağım.3 sokak fazla dolanıp arka yoldan geleceğim yine de aşağı sokakta markete uğrayıp almayacağım.Anasının öğretemediğini öğretip, '' akıl vermek yerine aklını kullanıp kendi işini kendi görmesi gerektiğini '' öğreteceğim.Bakın mesele çok saçma geliyor kulağa ama bir kere birine kıl kapınca ne yaparsanız yapın yatışmıyor.Önceden bunu pohpohlayan ama asla aynı evde yaşamaya yanaşmayan arkadaşları vardı artık onlarda yok ( olan kısımlarıysa kendisini pohpohlamaktan çok yorulup kendisinden çok sıkıldıklarını belli ettiler ) , birşeyler öğrenmesi için fırsat bu fırsat.Allahım bir de seneye de benimle kalmak için planlar yapmıyor mu saçımı başımı yolasım geliyor.Bütün bir sene geçici ebeveynlik yapan benim aklım başımaysa en sonunda ev sahibinin ' kurtul Çoko bundan ' imalarıyla geldi.

       

       Diğer yandan ev arkadaşlığı olayı da nereden tutsan elinde kalan bir konu.Dışarıda seçip alıyorsun ama evde içinden ne çıkacağını asla bilmiyorsun.Evimdekinin en azından huyunu suyunu biliyorum deyip sakinleşiyorum bazen, sonra da gerçekten sevdiğim arkadaşlarımdan biriyle neden yaşamadığımı düşününce kendini mutsuz bir evliliği olan ama Allah'a şükür düzenim var,alıştım, deyip ayrılamayan insanlar gibi buluyorum.Seni sevmiyorum gönlüm başkasında da diyip gidemiyorsun ki ( şayet böyle gidenlerden de mutlu olanı hiç görmedim o yüzden tırsmıyor da değilim. )

    Neyse nereden geldik bu konuya,hah sarı bezden.Şimdi benim bu sarı bez olayına bir çözüm bulmam gerekiyor.Çünkü gerçekten son sarı bezimiz dokunanın elinde vazelin sürmüş hissi bırakmaya başladı.Ellemeden önce 3-5 kez düşünmeyi gerektiriyor.Ben de ıslak mendil kullanıyorum çaktırmadan.Silmem gereken yer tezgahın üstüyse süngerle , masanın üstüyse ıslak bezle :) Son söz olarak bu eve ya sarı bez alınmayacak ya da o alacak valla kendi bilir.

20 Şubat 2016 Cumartesi

bir falcı meselesi

  Yeşilçam cafeye fal baktırmaya gidicez de ev arkadaşımın hazırlanmasını bekliyorum.
   Aslına bakarsanız ömrüm beklemekle geçiyor.sizin yazılardan falan okuyayım dedim resmen kolaya kaçmışsınız.hep kitap, film tavsiyeleri hep bir şuraya buraya gittimler.Hiç birinizde mi aşk meşk yok hiç mi yaşamıyorsunuz.valla gönül ister ki ben anlatayım ama siz bilmezsiniz ben de durumlar " yine hüsran " .gerçi artık biliyorum belli bir yaşdan sonra hiç eskisi kadar yakmıyor canı.( şuan sizi mi kandırıyorum kendimi mi inanın bilmiyorum.) Bu arada üniversite hayatı güzel ve farklıysa bile inanın bana değil.Ben kesinlikle ıstanbul da daha çok eğleniyorum.neyse bizim kız hazırlandı.başka zaman yine yazarım zaten artık başka yapacağım bir şey de yok habire yazarım.